FUNGAL (MANTARSAL) HASTALIKLAR

Funguslar bitkilerde hastalık oluşumuna neden olan ipliksi yapıda canlılardır. Tüm canlılar (insanlar, hayvanlar ve bitkiler) üzerinde parazit olarak yaşamlarını sürdürebilen funguslar onlara çok ciddi zararlar verebilir.Bitkilerde hastalığa neden olabilen yaklaşık 10.000 fungus türü vardır. Bu funguslar bitkilere sadece yetişme döneminde değil, hasat ve depolama dönemlerinde de kayıplara neden olabilmektedir. Bu kayıplar doğrudan beslenme sonucu oluşan nitelik ve niceliğini değiştirip bozulması yoluyla ortaya çıkan zararlar olduğu gibi, Penicillium spp. Apergillus spp. Fusarium spp. ve Alternaria spp. başta olmak üzere bazı fungusların oluşturdukları mikotoksin denen sekonder metobolitleri ile de zarar verirler.

Botrytis ( Kurşuni Küf )

Tanımı: Fungus zayıflık paraziti olarak bilinir. Uygun koşullar sağlandığında ancak konukçuyu hastalandırır. 20–25 0 C sıcaklık ve % 90–95 orantılı nem, en iyi yayılma koşullarıdır. Böyle uygun koşullar, özellikle havalandırması iyi olmayan örtü altı yetiştiriciliğinde, doğada ve depolarda çoğu zaman bulunmaktadır. Fungusun sporları renksizdir ve kurşuni renkteki görünüm koyu renkli sporlardan ileri gelmektedir. Uygun konukçu bulamayan sporlar kurak şartlarda 2 saatten fazla yaşayamaz.

Belirtileri: Çok geniş bir konukçu türüne sahip olan kurşuni küf etmeni, her konukçuda değişik görünüşte hastalık tablosu oluşturur. Gövde ve meyve enfeksiyonları yapar. Önce toplu iğne başı kadar küçük olan belirtiler epidermis altında gelişerek genişler ve dokulara yayılır. Epidermis çatlayarak konukçunun su kaybına neden olur. Sebzelerde meyve sapı lezyonları meyve dökümüne neden olabilir. Konukçunun çiçeklenme zamanında taç yaprakları hastalığa çok duyarlıdır. Fungus bu kısımlardan girerek meyveye geçer ve meyve çürüklüğüne sebep olur. Yumrulu bitkilerde lezyonlar büyüdükçe yumuşak çürüklük meydana gelir. Hastalık tarlada başlar ise depoda da devam eder. Soğan yumruları üzerinde kurşun renkli küf tabakası dikkat çeker.

Mücadelesi: Botrytis hastalığı ile kültürel ve kimyasal mücadele yapılır. Kültürel mücadele şu şekilde yapılır. Seralarda iyi havalandırma yapılarak sıcaklık ve orantılı nemin yükselmesi önlenmelidir. Bitkiler arasında hava akımının olması için sık dikim yapılmamalıdır. Hastalıktan zarar görmüş bitkiler sökülerek imha edilmelidir. Dengeli gübreleme ve iyi bakım yapılarak bitkilerin sağlıklı gelişmeleri sağlanmalıdır. Hasattan sonra bütün bitki artıkları toplanarak yakılmalıdır.

Kimyasal mücadele ise hastalığın ilk belirtileri görüldüğünde veya bitkilerin çiçeklenme devresinde iken başlar. Yeşil aksam ilaçlamasında sırt pülverizatörü veya 5 6 atomizer kullanılmalıdır. İlaçlamalar 10 gün arayla yapılmalı, son ilaçlama ile hasat arasında 15 günlük zaman süresi olmalıdır.

Kök Çürüklüğü (Çökerten) ( Pythium spp., Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Alternia spp., Sclerotinia spp.) ve Kök Boğazı (Phytophthora spp.)

Tanımı: Pythium spp. bölmesiz miselli sporganiumlara sahip ve toprakta yaşayan bir fungustur. Rhizoctonia spp. bölmeli düzgün dik dallanan misellere sahip toprakta yaşayan ve tohumla da taşınabilen bir fungustur. Fusarium spp. bölmeli miselli, tek hücreli toprak ve tohumla taşınabilen bir fungustur. Alternia spp. bölmeli miselli, hastalıklı bitki artıklarıyla ve tohumla taşınan bir fungustur. Sclerotinia spp. bölmeli miselli toprakta yaşayan bir fungustur. Yukarıda sayılan fungusların hepsi kök çürüklüğü (çökerten) hastalığına sebep olmaktadır. Bitkilerin köklerine zarar vererek gelişmelerine ve hatta ölümlerine sebep olur.

Konukçusu: Fide kök çürüklüğü hastalığı tüm sebze çeşitlerinin fidelik devresinde zararlıdır.

Belirtileri: Kök çürüklüğü (çökerten) tohumların çimlenmesinden sonraki safhada fide devresinde görülen bir hastalıktır. Aynı zamanda çıkıştan önce de tohumlarda zarar meydana getirebilir. Fide devresinde fidelerin toprakla temas eden kök boğazlarından itibaren devrildikleri görülür. Gerek çıkış öncesi, gerek çıkış sonrası meydana gelen ölümler sonucu fidelerin yerlerinde boşluklar oluşur. Fidelik koşullarının uygun olmadığı durumlarda hastalık, fidelerin tamamen ölmesine sebep olur. Hastalık ülkemizde fide ile üretilen bütün alanlara yayılmış durumdadır.

Mücadelesi: Zarar gören fidelerin harç toprağı boşaltılıp kabın içerisi temizlendikten sonra yeniden fide toprağı hazırlanmalıdır. Tohum ekimi sık yapılmamalıdır. Hastalıklı fideler temizlenmelidir. Fidelikler uygun hava koşullarında açılıp sık sık havalandırılmalıdır. Fazla sulamadan kaçınılmalıdır. Gereksiz yere fazla azotlu gübre verilmemelidir. Erken ekim yapmaktan kaçınılmalıdır. Fidelikler bol güneş alan, soğuk rüzgârları tutmayan yerlere kurulmalıdır. Taban suyu yüksek olan yerlerde ekim yapılmamalı veya toprak drene edilmelidir.

Kimyasal mücadele de ise ilaçlamalar tohum ilaçlaması, toprak ilaçlaması (ekimden önce, ekimden sonra) ve fidelerin yüzeye çıkışından sonra yapılabilir.

Kök boğazı hastalığı

Tanımı: Hastalık etmeni olan fungus tohumla taşınmaktadır. Ayrıca toprağa düşen hastalıklı bitkiler üzerinde uzun yıllar canlılığını sürdürmektedir. Fungus, bitkinin bütün organlarına zarar vermekte ve toprak üstü organlarında lekeler meydana getirmektedir.

Belirtileri: Hastalık belirtileri, bitkinin her döneminde ve kök, kök boğazı, gövde, dal, yaprak ve tohum gibi tüm organlarında görülür. Hastalık fide döneminde çökerten şeklinde de zarar yapar. Hastalık belirtileri genellikle dallanma noktasına yakın bitki kök boğazını çevreleyen koyu kahverengi ya da siyahımtırak renkli bir lezyon şeklinde belirir. Daha sonra çevre koşulları uygun olduğu zaman bu lezyonlar aşağı ve yukarıya doğru yayılır. Bazı durumlarda hastalık bir veya birkaç dalda zarar yapar ve yanıklık şeklinde bir görünüm oluşturur

Mücadelesi: Kültürel mücadele yöntemleri kök çürüklüğü mücadele yöntemleri ile aynıdır. Kimyasal mücadele ise tohum ilaçlaması şeklinde yapılır.

Mildiyö

Tanımı: Fungusun yapraklardan çıkan konidioforları renksiz, seyrek dallı ve kalın zarlıdır. Uçlarında limon şeklinde konidiler bulunur. Hastalık etmeni kışı, çürüyen bitkilerde oospor halinde geçirir. İlkbaharda oosporların çimlenmesiyle primer enfeksiyon kendini gösterir. Yapraklarda konidiler meydana geldiğinde rüzgâr veya böcekler ile bunlar sağlam bitkilere taşınır. Konidilerin çimlenmesi yaprak içinde ve üreme organlarında hastalığın yayılmasına neden olur.

Belirtileri: Yapraklar üzerinde önce küçük, soluk veya sarımsı lekeler halinde kendini gösterir. Hastalık ilerledikçe bu lekelerin renkleri kahverengi veya siyah olur. Uygun havalarda ve sıcaklığın 16–22 o C olduğu durumlarda lekelerin alt yüzlerinde beyaz veya kül rengi bir örtü meydana gelir. Bunlar hastalığın konidi örtüsüdür ve hastalığın yayılması bunlarla olur. İleri safhalarda lekeler yırtılarak kurur ve bazen de çürür. Epidemi ise 19–22 o C’lerde ve orantılı nemin %80’in üzerinde bulunduğu koşullarda gerçekleşir. Hastalık sadece yapraklarda kalmayıp meyvelere de geçebilir. Bu durumda lekeler yapraktaki lekeleri andırır. Meyvelerdeki lekeler yeşil çerçeve ile diğer lekelerden ayrılır. Yaprak ve meyvede zarar oluşturmasının yanında dallarda da zarar yapmaktadır. Bitkide hastalık ne kadar erken görülür ve epidemi yaparsa ürün kaybı o kadar büyük olur. Hasat zamanında mildiyönün meyve ve çiçeklerde görülmesi hem ürünün miktarını hem de ticari değeri düşürür. Bu devre de epidemi oluşursa meydana gelecek zarar % 100’e kadar yükselir.

Mücadelesi: Sık dikim yapılmamalı, yapılmış ise seyreltme zamanında yapılmalıdır. Tarlada çapalama ile yabancı otlarla mücadele yapılmalı, bitkiler arasında hava dolaşımı sağlanmalıdır. Hastalıklı bitkiler toplanıp tarladan uzaklaştırılmalıdır. Tohumlar sık ekilmemelidir. Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Fazla azotlu gübre kullanılmamalıdır. Tarlada şaşırtma seyrek yapılmalıdır.

Kimyasal mücadeleye yapraklarda 3–5 mm çapında kahverengi lekelerin alt yüzünde beyaz kül gibi konidi örtüsünün görülmesiyle başlanır. Mildiyö enfeksiyonları yaprakların alt kısmında oluştuğundan ilaçlamalar mutlaka yaprak alt yüzeylerinde ve bitkinin her tarafına ilaç gelecek şekilde uygulanmalıdır. İlaçlamalar 7–10 gün arayla hastalığın şiddetine ve iklim koşullarına göre 3–8 kez tekrarlanmalıdır. Ancak meyve ve sebzesi yenen bitkilerde son ilaçlama ile hasat arasında en az 7–10 günlük bir ara bırakılmalıdır.

Külleme Tanımı: Fungusun miselleri bölmeli olup yaprak, sürgün, çiçek demetleri ve bazı çeşitlerde meyveler üzerinde gelişerek beyaz bir örtü oluşturmaktadır. Fungus kışı sürgün ve hasta yapraklar üzerinde geçirir. Ertesi yıl bunların çatlaması ile ortama yayılan sporlar primer enfeksiyonu başlatır. Yaz boyunca meydana gelen konidiosporlar rüzgâr ve böceklerle etrafa yayılarak sekonder enfeksiyonu oluşturur. Enfeksiyon için optimum hava sıcaklığı 27 o C’dir. Etmenin yayılma süresi 3–7 gündür.

Belirtileri: Hastalık meyve ağaçlarında yaprak, çiçek sürgün ve meyveleri üzerinde, sebzelerin yapraklarında, süs bitkilerinde ise gövde, yaprak, yaprak sapı, çiçek sapı ve çiçeklerinde görülür. Külleme, yaprakların alt yüzeylerinde bazı durumlarda ise üst yüzeyinde küçük, zamanla gelişen unsu görünüşte, beyaz lekeler oluşturur. Hastalığa daha çok genç yapraklar yakalanır. Hasta yapraklar normal olarak gelişemez, dar ve mızrak gibi uzun ve içe doğru hafifçe kıvrılmış görünüm alır. Renkleri zamanla kirli kahverengiye dönüşür ve erken dökülür. Küllemeli çiçekler normal gelişmez ve taç yaprakları normale göre daha kalındır. Yaprak ve sapları unlu örtü ile kaplıdır. Çanak yapraklar ise deforme olmuş durumdadır. Külleme hastalığı sürgünlerin zayıf oluşmasına, kurumasına, yaprakların normalden az fotosentez yapmasına, çiçek goncalarının açmamasına, meyvelerin küçük, şekilsiz ve lekeli olmasına neden olur.

Mücadelesi: Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. ¾ Özellikle sisleme şeklinde sulama yapılmamalıdır. Gübreleme ve toprak işleme bitkinin istediği şekilde yapılmalıdır. Sık dikimden ve ağaçların havalanmasını engelleyecek budama şeklinden kaçınılmalıdır. Hasattan ve budamadan sonra hastalıklı bitki artıkları toplanarak yakılmalı ya da uzaklaştırılmalıdır.

Kimyasal mücadelede ise yapraklar üzerinde hastalığın belirtileri görüldüğünde ilaçlama yapılır. İlaçlamalar bir hafta arayla yinelenir. Meyve ağaçlarında ise 1. ilaçlama pembe çiçek tomurcuğu döneminde, 2. ilaçlama çiçek taç yapraklarının %60-70’i döküldüğü zaman, 3. ve diğer ilaçlamalar ise mayıs ayı sonuna kadar birer hafta, haziran ayının üçüncü haftasının sonuna kadar 10’ar gün ara ile yapılmalıdır.

Karaleke

Tanımı: Hastalık etmeninin saprofit ve parazit olmak üzere iki devresi vardır. Saprofit dönem sonbaharda yere dökülen ölü yapraklarla başlar. Parazit dönem ise fungusun canlı dokularda sürdürdüğü yaşamını kapsar. Hastalık etmeni bölmelidir. İlk başta renksiz olan miseller daha sonra giderek kahverengileşir. Epidermis ve kütikula arasında gelişir ve zamanla kütikulayı parçalar. Miselyumların ucunda kısa, dipleri kalın, uç kısmı ise ince konidiforlar ve bunların ucunda da konidiler oluşur.

Belirtileri: Hastalık bitkinin yaprak, yaprak sapı, çiçek, çiçek sapı ve gövdesinde görülür. Genellikle yaprakların üst yüzeyleri pudra veya un serpilmiş gibi bir toz ile kaplanır. Bu tozun rengi kurşuni kahverengiden beyaza değin değişir. Yapraklar donuklaşır ve sertleşir. Renkleri kirli koyu yeşil, uçları ise kıvrıktır. İleri dönemde ise kurur. Hasta bitkilerde büyüme ve çiçeklenme olmaz, yapraklar dökülür. Fotoğraf 1.5: Yaprakta karaleke hastalığının görünüşü

Mücadelesi: Anaç olarak hastalıksız ve sağlıklı bitkiler kullanılmalıdır. Uzun süreli durgun, sıcak ve nemli hava koşullarına engel olunmalıdır. Bitkilere gereğinden fazla su verilmemeli, özellikle üstten sulama yapılmamalıdır. Bitkilerin hastalıklı kısımları budanıp ayıklanmalı, yakılarak yok edilmelidir. Hastalıklı yapraklar sonbaharda toplanarak yakılmalıdır.

Kimyasal mücadelede ise sık sık kükürt veya kükürtlü preparatlı ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlama da ilacın bitkinin her yerine iyice dağılmasına dikkat edilmelidir. Etkili olması için açıkta yetiştirilen bitkilerde 18–20 o C, seralarda ise 20–25 oC sıcaklık olmalıdır. Meyve ağaçlarında 1. ilaçlama çiçek tomurcukları patlamak üzereyken, 2. ilaçlama beyaz rozet devresinde, 3. ilaçlama ise çiçek taç yapraklarının % 80-90’ı döküldüğü zaman, diğer ilaçlamalar havalar yağışlı giderse hafta da bir, yağışsız giderse 12–13 günde bir yapılmalıdır.

Antraknoz

Tanımı: Hastalık etmeni kışı tohum içinde veya tarladaki hastalıklı bitki artıkları üzerinde geçirir. Bulaşık tohumların tarlada çimlenmesi sonucunda belirir ve önce kotiledonlarda görülür. Fungus uygun iklim koşullarında yaprak, dal veya meyvelerde 4–5 gün içinde çimlenme süresini tamamlayarak leke oluşturur. Enfeksiyon için en uygun sıcaklık 27 0 C’ altındaki sıcaklıklar ve % 92’nin üstünde olan orantılı nemdir. Hastalığın gelişmesi için uygun sıcaklık 17–23 0 C, minimum 15 0 C, maksimum sıcaklık ise 31 0 C’dir.

Belirtileri: Hastalık, yapraklar üzerinde esmer veya siyah yuvarlağımsı lekeler halinde belirir. Lekeler birleşip büyür ve gayri muntazam bir şekil alır. Daha sonra bu lekeler buruşup parçalanır. Sonunda yaprak hatta bütün bitki kuruyarak ölebilir. Yaprak sapları üzerinde uzunumsu esmer, hafif çukur lekeler meydana gelir. Meyvelerde 1–2 mm çapında daha büyük daire ve bazen de çöküntü halinde lekeler oluşur. Daha sonra bunların kavuniçi bir renk alması ile tanınması daha kolay olur. Bu fungus haziran, temmuz ayları yağışlı geçen yıllarda epidemi oluşturarak önemli seviyede ürün kaybına neden olur.

Mücadelesi: Tohumluk hastalığın görülmediği tarla veya bölgelerden alınmalıdır. En az 3 yıl ekim nöbeti uygulanmalıdır. Tarladaki antraknozlu bitki artıkları yok edilmelidir. Hastalığın her yıl epidemi yaptığı yerlerde dayanıklı çeşitler ekilmelidir.

Kimyasal mücadelede ise ekim öncesinde tohum ilaçlaması ve ekim sonrası yeşil aksam ilaçlaması yapılmalıdır.