Çekirgeler:

Tanımı: Çekirgelerin pek çok türü bulunmaktadır. Ancak en çok bilinen ve tarım arazilerinde en fazla zarar yapan yeşil çekirgelerdir. Yeşil çekirgeler, vücut rengi açık kahverengi sarıdan yeşilin çeşitli tonlarına kadar değişir. Bazen üst kısımda kırmızımsı kahverengi lekeler bulunur. Genellikle yavaş hareket ederler. Antenleri kıl şeklinde olup vücut uzunluklarının yaklaşık 1,5 katı kadardır. Yeşil çekirgeler su tutmayan meyilli arazi ve çayırlara yumurtalarını tek tek bırakırlar. İklim koşulları uygun olduğu zaman bu yumurtalar mart sonu veya nisan ayı başlarında açılır ve 5–6 hafta içinde ergin hâle gelirler.

Zarar Şekli: Bitkileri yemek, sapları kesmek suretiyle zarar verirler. Özellikle genç bitkilerde zararları daha fazla olmaktadır. Çok yıllık bitkilerin yeni sürgün ve filizlerini, yaprak ve çiçeklerini, dane ve meyvelerini yiyerek ekonomik düzeyde zarar verirler. Yoğunlukları yüksek olduğu zaman zarar oranı da o yönde artmaktadır. Bunun yanında bazı çekirge türlerinin virüs taşıdıkları ve sağlıklı bitkilere bunları bulaştırdıkları saptanmıştır.

Mücadelesi: Kültürel, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanır. Kültürel mücadelede toplu haldeki yumurtlama yerlerinin sürülerek yumurtaların yok edilmesi çekirge yoğunluğunu azaltmak yönünden faydalı olur. Biyolojik mücadelede ise çekirgelerin oldukça fazla parazit ve predatörü bulunduğundan bunlar bir dereceye kadar zararlıyı baskı altında tutmaktadır. Ancak çekirgelerin doğal düşmanlarının yapay yolarla üretilerek biyolojik mücadelede kullanılması istenilen düzeyde olamamaktadır. Tarım alanlarında zararlı çekirge nimfleri görülmeye başlamasından ve yapılan zararlı belirleme çalışmalarından sonra derhal ilaçlı mücadeleye geçilmelidir. Çekirgeler bu dönemlerde toplu hâlde ve yavaş hareket ederler. Yumurta açılımı, iklim koşulları ile ilgili olarak duraklıyor ve tekrar başlıyorsa arazide gözlem ve kontrollere devam edilmeli, gerek görülürse bu alanlara tekrar ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlama nisan ayında ve 2. döl nimfleri görüldüğünde temmuz ayında yapılmalıdır.

Çekirge

Tarla Faresi

Tanımı: Genellikle vücut tıknaz, baş büyükçe, burun basık, kulaklar kısa ve çoğunlukla kıllar arasındadır. Kuyruk vücuda göre kısa olup vücut uzunluğunun 1/5’i kadardır. Sırt tüyleri dip tarafta esmer gri, üstte kahverengi kızıldır. Karın, beyaz veya kirli beyazdır.

Tarla fareleri, 4–6 giriş deliği bulunan 10–70 cm derinlikteki toprak altı galerilerinde yaşarlar. Gece ve gündüz aktif olmakla birlikte özellikle geceleri daha faaldirler. Ortalama ömürleri 3–4 yıldır.

Zarar Şekli: Tarla fareleri, kültür bitkileri ile çayır-mera bitkilerinin yeşil aksam, tohum ve meyvelerini, ormanlarda fidanların gövdelerini yemek, kemirmek, kesmek ve kirletmek suretiyle zarara uğratırlar. Beslendikleri alandan daha sonra başka yerlere geçerek zararlarına devam ederler. Sıcak aylarda yeşil, serin aylarda kuru yemi daha fazla yerler. Zarar dereceleri popülasyon yoğunluğuna bağlı olarak % 100’e kadar çıkabilir.

Mücadelesi: Kültürel ve kimyasal mücadele yöntemleri izlenir. Kültürel mücadelede derin toprak işlemesi, münavebe, tarla temizliği, sistemleri su ile doldurma, kapan kurma gibi önlemlerle tarla fareleriyle mücadele edilir. Tarla fareleriyle kimyasal mücadele iklim uygun olduğu sürece her zaman yapılabilir. Ancak en uygun ve etkili olan zaman, kıştan çıktıkları ve en zayıf oldukları ilkbahar ve sonbahardır. Arazide 25 m2’ ye 5 işlek delik ve bitkilerde fazla oranda zarar görüldüğünde başlanır. Tarla fareleriyle, mücadelede kullanılan zehirli yem şöyle hazırlanır: Zehirli yem hazırlamak için elekten geçirilmiş temizlenmiş ve yıkanarak kurutulan 100 kg buğday, 2.5 l kadar su ile nemlendirilir ve üzerine 2.5 l sıvı yağ ilave edilerek iyice karıştırılır. Bunların üzerine 2 kg çinko fosfür koyularak buğdaylar üzerine serpilip renkleri homojen siyah olana kadar karıştırılır. Daha sonra hazırlanan yem ince bir tabaka hâlinde yayılarak rutubetsiz kapalı bir yerde kurutulur. Hazırlanan bu zehirli yem, tahta kaşık ile her deliğe 5 adet olacak şekilde el değmeden bırakılır. İlaçlanan alan kontrol edilerek fare ölüleri toplanıp yakılmalı veya derince bir çukura gömülmelidir.

Tarla Faresi

Ambar ve Depolardaki Fare ve Sıçanlar

Tanımı: Vücut 170–260 mm, kuyruk 175- 250 mm, arka ayak 35–45 mm uzunluğundadır. Sırt renkleri açık, koyu kahverengiden siyaha kadar değişir. Karın renkleri açık gri veya beyaz olabilir. Ambar ve fare sıçanları depo ve ambarların karanlık, gizli köşelerinde yaptıkları yuvalar içerisinde barınırlar. Bazen de toprak altında açtıkları galeri ve yuvaları da kullanırlar.

Zarar Şekli: Ambar fare ve sıçanları her türlü besin maddesini yer, tahta eşyaları kemirir, çuval ve ambalaj kutularını parçalayarak depoda bulunan maddelere zarar verirler. Pislik ve dışkıları ile besin maddelerini kirleterek yenilmeyecek hâle getirirler. Ambarlarda saklanan soğanlı bitkilerin soğanlarını da yiyerek ve soğanları taşıyarak zarar verirler.

Mücadelesi: Kültürel biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri izlenir. Kültürel mücadelede ambar fare ve sıçanlarına ait delikler; harçlı cam ve kömür tozu ile sıvanarak yuvaları bozularak, depo ve ambarların daha iyice kontrol altına alınması ile mücadele edilebilir. Biyolojik mücadele ise doğal düşmanlarının korunması ile sağlanabilir. Kimyasal mücadele, zararın görüldüğü her zaman yapılmalıdır. Ambar fare ve sıçanların savaşında çinko fosfür ve anticoagulant etkili rodenstlerle hazırlanan zehirli yemler kullanılır. Hazırlanan yemler 15x20x25 cm boyunda ve karşılıklı iki dar yüzünde 7 cm çağında çarpraz olarak iki deliği bulunan üstten kapaklı yemleme kutuları içinde verilmelidir.

Tarla Tavşanı

Tanımı: Dar, uzun ve ucu yuvarlak olan kulakları, başından daha uzun olduğundan öne doğru büküldüğünde burun kısmını geçer. Vücudun üst tarafı kırmızımsı sarı kahverenginde, alt tarafı ise beyazdır. Yeni doğan yavruların vücudu tüylü ve gözleri açıktır. Vücutlarının uzunluğu ise 600–800 mm’dir.

Zarar Şekli: Tarla tavşanları besin bulmakta güçlük çektikleri kış aylarında özellikle arazinin karla örtülü olduğu devrede meyve, kavak ve söğüt fidanlarının gövdelerini kemirerek çam ve ibreli ağaçların yer seviyesinin üst kısmında kalan tepe sürgünlerini yiyerek kurumalarına sebep olur. Dağlık ve ormanlık alanlarda yetiştirilen kavun ve karpuzlara önemli ölçüde zarar verirler. Zaman zaman lahana, marul ve havuç gibi sebzeleri de yiyerek zarar verirler. Yine çayır ve mera bitkilerini de yiyerek zarar verirler. Karın uzun kaldığı senelerde tarla tavşanlarının ekonomik zararları daha fazla olmaktadır.

Mücadelesi: Kültürel, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri izlenir. Bağ ve bahçelerin çevresinde hayvanların barınabilmesini sağlayacak sınır çitleri bırakılmamalı, çevrede görülen yuva ve galerileri bozulmalıdır. Fidanların etrafı ise çeşitli engellerle korunmalıdır. Biyolojik mücadelede tarla tavşanlarının doğal düşmanları olan tilki, kurt, çakal, sansar, gelincik, yabani kedi, köpek ve yırtıcı kuşların korunması şarttır. Kimyasal mücadelede ise kemirilen fidanın cinsine ve kemirilmesinin yaygınlığına göre karar verilir. Eğer yaptığı zarar büyük ölçüde ise kaçırıcı bir ilaçla kemirilmesini istemediğimiz ağaçlar ilaçlanır. Bu ilaçlama genellikle kasım-aralık aylarında yapılır.

Tarla Tavşanı

Zararlı Kuşlar

Tanımı: Ekin kargası, serçeler ve sığırcıklar zarar yapan kuşlardır. Ekin kargasının vücut uzunluğu 375–450 mm’dir. Vücut tüyleri siyah, menekşe rengi, gölgeli, bacak tüyleri kaba ve uzundur. Gaga silindirik olup yanları ve altı peçelidir. Ev, dağ ve bataklık serçesi zarar veren serçe çeşitleridir. Her birinin ayrı vücut uzunluğu ve renkleri vardır. Sığırcık ise 150–180 mm vücut uzunluğundadır. Vücut siyahımsı yeşil ve çillidir. Gagaları kışın koyu renkli, yazın ise limon sarısı rengindedir. Zarar Şekli: Bütün tarımsal ürünlerde özellikle hububatta süt olumu döneminde, kargalar ise sarı olum döneminde daha çok zarar yaparlar. Danedeki bu zararların yanında ekim sırasında atılan tohumları yiyerek zarar verirler. Sığırcıklar ise özellikle Ege Bölgesi’nde zeytinlerde büyük zarar oluştururlar. Zararlı kuşların meyve gözlerine, daha sonra meyveleri delmek ve dalından düşürmek, tahrip etmek gibi zararları da vardır. Başaklarda ve ayçiçeği tarlalarında daneleri dökerek yaptıkları zararlar, yediklerinden daha fazladır.

Mücadelesi: Kültürel mücadele yöntemleri izlenir. Kültürel mücadele yöntemlerini ise şöyle sıralayabiliriz; Yumurtaları toplamak ve yuvaları bozmak Kaçırmak için rüzgârlardan ses yapan, güneşte parlayan levhalar asmak o Kendi ölüsünü asmak Münavebe ve hasadı erken yapmak Tüfekle vurmak Karınca ve kertenkeleler ise tohumları taşıyarak ve yemek suretiyle zarar verirler.